editor@webeditoryal.com +90 530 823 2324

Bir Dinozorun İş Başvurusu Macerası

başarılı iş başvurusu

Eskiden daha çok duyduğum ama artık pek duymadığım bir söz var; “ekmek aslanın ağzında”. Aslında çok şey ifade eden güzel bir sözdür ama bugün niye çok sık duymadığımı düşündüğümde, nasıl yorumlamam gerektiğini pek bilemiyorum. Bahsi geçen ekmek artık aslanın ağzından kurtarıldı mı, yoksa aslan ekmeği ağzında tutmaktan bıktı ve onu yedi mi?

İnsanoğlu her dönemde hayatta kalmak ve onu sürdürmek için hep bir çaba içinde olmuş, oluyor ve olacak. Mağara adamı dönemimizi uzun zaman önce bitirdiğimize göre, bugün hayatta kalabilmemiz için bir mesleğimizin olması ve para kazanmamız gerekiyor. Bu amaca ulaşmak ve kendimizi geliştirmek için uzun zaman alan yatırımlar yapıyoruz (okullar, sınavlar, eğitim programları, stajlar vs.). Ve bir gün ektiklerimizi biçmenin zamanı geliyor. Hani şu aslanın ekmeği ne yaptığının artık çok bilinmediği ama bir şekilde ekmeğe ulaşmak zorunda olduğumuz durum.

Geçmişten Günümüze İş Başvurusu Süreçleri

Eskiden iş aramak ve iş başvurusu yapmak daha düz bir çizgide, sonu başı belli bir süreçti. Şirket ilan verir, adaylar başvurur, mülakat yapılır, “size bilgi vereceğiz” (şimdilerde “biz size döneceğiz”  dedikleri ) derlerdi. İşe alınırsanız haber verirlerdi. Size bilgi vermezlerse veya ‘dönmezlerse’ o iş zaten sizin değildir demekti. Bizim dinozor da o dönemleri bildiği için, bugün de işler aynı şekilde yürüyor zannetti. Hiç lafı uzatmaya gerek yok, o dinozor bir tanıdık, akraba, eş, dost falan değil, benim.

Neyse ki, insan kaynaklarında çalışan bir arkadaşım var da, benim için erken uyarı sistemi gibi oldu sağ olsun. Anlattıklarından anladım ki, işe giriş süreci artık düz bir yol değil. Hani neredeyse gen haritanızı bile araştırıyorlar. Dinozor olduğum anlaşılmasın diye artık iş başvurusu yapmaktan vazgeçtim, kendi adıma. Ama bu süreçten geçecek arkadaşlarımızla da birkaç bilgiyi paylaşmak isterim.

Günümüzde kurumsal firmalar iş alım sürecinde, gerektiğinde kendi İK (İnsan Kaynakları) departmanlarının yönetiminde, aradıkları pozisyona göre uygun adayları, dışarıdan anlaştıkları firmalar aracılığı ile bulabiliyor. Bunun dışında sosyal medya ya da sektörel tabanda paylaşım sitelerinde de kurumlar ve adaylar birbirleriyle iletişim halinde olabiliyor. Şirketler en uygun adayı, iş arayanlar da kendilerine en uygun işi artık internet üzerinden ‘İK hizmeti’ sunan kuruluşlar aracılığıyla da yapabiliyor.

Eleman arayışındaki firmanın ya da aracı kuruluşun, ilgili pozisyona göre oluşturulan seçme kriterleri esas alınarak, başvuran adayları gerektiğinde sınava ya da teste tabi tutması, süreç içerisinde gerekirse birden fazla görüşme yapması, günümüz işe alım sürecinin bir parçası. Bilgiye dayalı sınav ve testler, bilgi birikiminizle üstesinden gelebilirsiniz. Ama asıl düğümü çözen, bire bir yapacağınız görüşmeler olacaktır.

Peki genel olarak başvuran adayları neye göre seçiyorlar? Mülakatlarda ne yapmalı, ne etmeli?

Genel olarak eleman seçiminde iki ana kriter bulunuyor;

  1. Davranışsal özellikleriniz
  2. Tecrübeniz

Davranışsal özellikler dediğimiz aslında tamamen kendiniz olmanız, kendiniz gibi davranmanız. Tabi, ben sıcakkanlı biriyim ve mülakat iyi geçerse ayrılırken mülakatı yapanı ya da yapanları yanaklarından öper öyle giderim gibi bir şey değil bahsettiğimiz. Kısa başlıklarla sıralarsak sanırım daha açıklayıcı olur:

Mülakata hazırlıklı gitmeniz – Açık iş pozisyonu hakkında bilgi edinmiş, iş başvurusu yaptığınız firma hakkında bilgi sahibi olmanız ya da araştırma yapmış olmanız.

Net ve dürüst olmanız – Unutmayın, siz belki ilk defa mülakata gidiyorsunuz ama mülakat yapanların karşısına çıkan belki 100. adaysınız.Söyleyeceğiniz şeylerin abartıl mı yoksa uygun mu olduğunu çok rahat anlayabilirler.

Kıyafet – Başvuru yaptığınız firmaya ve iş pozisyonuna uygun bir tarzda kıyafetle gitmek iyi bir etki bırakacaktır. Bir reklam ajansına gidiyorsanız, daha sportif bir şeyler olabilir. Ama daha kurumsal bir yapı ise görüşme yapılacak yer, klasik tarz giyinmekte fayda var.

İstekli ve motivasyonlu olmak – Görüşmeye aktif olarak katılımcı olmanız, ilgili olmanız, kendinizi rahat ifade etmeniz önemli. Tabi, görüşme kısa sürsün istiyorsanız mimik ve beden dili kullanmadan uykusu gelmiş gibi davranmanız yeterli. Beşinci dakikada özgürsünüz.

Ücreti konuşmak – Ücret konusunu mülakatta açan taraf siz olmayın. Yeri geldiğinde zaten mülakatı yapan kişi konuyu açacaktır. Bu görüşmede olmazsa, bir sonrakinde..

Yalnız gitmek – İlk defa mülakata gidecek genç biriyseniz, lütfen yanınızda anne, baba, teyze, komşu vs. gibi kişileri getirmeyin. Sonuçta görüşme sizinle yapılacak. Okul aile birliği toplantıları dönemi bitti.

Tecrübeye gelince…

Bu biraz göz korkutur ama davranışsal özelliklerinizle mülakatı yapanlarda olumlu bir iz bıraktığınızda şansınızı oldukça yükseltirsiniz. Bu izlenimde mülakatı yapan kişilerin zihninde “bu arkadaş istekli ve hevesli, ne istediğini biliyor ve bunu iyi ifade ediyor, doğru sorular soruyor” (soru sormak konuya ilgi olduğunuzu ve önem gösterdiğinizi belirtir), türünden düşünceler oluşur, oluşmalıdır.

Bu izlenim sayesinde, daha sonraki adayın tecrübesi çok iyi olsa da, bu tecrübesine güvenerek ortamda ‘işinize gelirse’ tarzı bir iz bırakırsa, o iz 3 dakika sonra silinir ve size güzel bir haber gelebilir.

İşe alınma süreci ne kadar dolambaçlı ve zaman alıcı gibi görünse de, sürekli karşı tarafı ikna etmek, kendinizi beğendirmek zorunda değilsiniz. Onların da sizi ikna etmek durumunda olduklarını unutmayın. Sorularınızı, beklentilerinizi baştan açık ve net belirtmek daima sizin yararınıza olacaktır. Bu iş olmazsa yarın başka bir iş; ama sonuçta en önemlisi sizin mutlu olduğunuz ve beklentilerinize uygun bir iş, elbet olacaktır.

Yazar: Kaan Kahraman

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2014 - 2017 WebEditoryal

Log in

or

Forgot your details?