editor@webeditoryal.com +90 530 823 2324

Bu Savaşı Kim Kazanır: Alışveriş Merkezleri, Mağazacılık ve Esnaflık Kültürü

ticari kültür

Ticari Kültürün Gelir Etkisi

Bir ülkenin ekonomik yapısı, o ülkenin geçmişi ile doğru orantılıdır. Çoğu toplumsal yapı gibi ekonomi de bir kültür, birikim ve tecrübeye dayanır. Bugünkü ekonomik yapı, geçmişteki ekonomik yapının bir nevi yansımasıdır denebilir. Zira gerekli değişimler ile çağa ayak uydurulsa da, ekonominin temelini oluşturan küçük işletmelerde değişim çok yavaş olmaktadır. Tam da bu sebeple ülkemizde mağazacılık gelirleri yeterli derecede artmamakta, küçük esnaf büyük markalar karşısında günden güne eriyerek kepenk kapatmaktadır.

Esnafın İsteksiz Var Olma Savaşı

Türkiye’nin batılılaşma çabasının başkenti konumundaki İstanbul’da, esnaflar yurt dışından firmalar, markalar ve batı kültürünün bir unsuru olan alışveriş merkezleri ile rekabet etmek zorunda kalıyor. Ülkemizin hemen her şehrinde AVM’ler olsa da, gerek kapasite, gerek yoğunluk, gerek sayı bakımından İstanbul’daki AVM’ler ile esnaf arasındaki savaş çok daha çetin geçiyor.

Azalan gelirler, kapanan kepenkler gibi reel negatif etkilere rağmen, esnaf ve mağazaların isteksiz tavırları da bu durumu daha kötü bir hale getiriyor. Sorulsa, her esnafın bu durum için bir çözümü bulunuyor ama mesele fikri eyleme dökmeye gelince, yine kültürümüzün bir etkisi ile, herkes harekete geçmek yerine günü kurtarmaya çalışıyor.

Global düzeyde yaşanan ekonomik krizin ağır sanayi üretimi olmayan ülkemizi oldukça derinden etkilediği şu günlerde, özellikle hizmet sektörünün kendini kurtarmak adına acilen aksiyon alması gerekiyor. Yan sanayi üretiminin de azalan bir eğime girdiği düşünülürse, hizmet sektörüne oluşacak talebin azalacağını varsaymak yanlış bir yaklaşım olmayacaktır. Bu sebeple hizmet sektörünün, batı kültürünün elemanlarına olan hizmet taleplerini kendine çekmek için bir takım önlemler alması ve kendini geliştirmesi gerekiyor.

Esnaflık Kültürü Değişmeli mi?

Öncelikle, hiç kimse yerel bir mağazanın yurtdışı menşeli bir mağazalar zinciri ile rekabet etmesini beklemiyor. Zaten böyle bir durum Türkiye şartları için pek mümkün değil. Burada beklenti, yerel mağazanın yurtışı menşeli mağazaya olan talebi minimuma indirmesi.

Bizim kültürümüzde mağazacılık, ürün odaklı değil insan odaklı olarak işliyor. “Müdavimcilik” kaynaklı bu işleyiş, müşterinin mağazada alacağı üründen çok, mağaza çalışanının müşteriye gösterdiği alaka ile ilgileniyor. Ayrıca bu işleyişin içinde teknolojiye hiç yer verilmiyor. “Şikayetinizi bize, memnuniyetinizi dostlarınıza bildiriniz” mottolu mağazacılık kültürümüz, maalesef reklam yapmayı yalnızca bundan ibaret görüyor.

Yapılması gereken, özellikle kitle iletişim araçlarının böylesi yaygın kullanıldığı ülkemizde, minimal ve etkili reklamlar ile alıcıyı etkilemek olmalı. Ayrıca ticari kültürümüzün dayattığı “üç liralık malı beş liraya satmak” şeklindeki şark kurnazlıkları yapılmamalı. Müşteriye gösterilen ilgi ve alaka satılan ürüne de gösterilmeli, görsellik ön plana çıkarılarak müşterinin göz zevkine de hitap edilmeli.

Hepsinden önemlisi ise, satış sonrası destek kavramı kültürümüzde de literatüre girmeli. Zira endüstriyel her ürünün kolayca bozulacağı algısı toplumumuzda öylesine yer etti ki, bozulan ürünün değişim ve garanti kapsamında olması ürün satışlarına direkt etki ediyor.

Kısaca esnafımız, önümüzdeki aylarda daha da şiddetlenecek global ekonomik krizden mümkün olduğunca az etkilenmek istiyorsa, kültüre bağlı alışkanlıkları değiştirmelidir. Çağa ayak uydurarak ticari kültürümüzü geliştirmek şüphesiz ki kendilerini çok daha iyi bir ekonomik konuma getirecektir.

Yazar: Cihad Doğan

Etiketler: esnaflık kültürü, alışveriş merkezleri ve esnaflar, mağazacılık

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2014 - 2017 WebEditoryal

Log in

or

Forgot your details?