editor@webeditoryal.com

Hayalleri Baltalayan “Yabancı Dil“ Problemi

Genç beyinlere “Sınav” işkencesi

Bir söz vardır, bilmem kime ait, “hayalsiz insan yaşayamaz“ diye. Belki de yoktur ben uydurmuş da olabilirim ama hayallerin insan için önemini çok güzel bir şekilde anlatıyor. Peki, hayallerinize giden yolda size engel olan durumları nasıl halledeceksiniz?

Her insanın bir hayali ya da hedefi vardır. Ama pek az insan bu hedefe ulaşır. Uzun uğraşlar ve sabır gerektiren hedeflerde insanın sabırsız tavrı ve isteksizliği yön değiştirmesine sebep olur. Biz buna hayal kayması diyelim.

Hayallerinizi Yakalayın…

Konumuzu özelleştirecek olursak, üniversitede okuyan gençlerden bir bölümünün en çok istediği şey akademisyen olmaktır. Bu hedeflerle okula başlayan her 10 öğrenciden 8’i okul bittiğinde başka bir hedefe yönlenmiştir. Peki, kalan iki kişi hedefine ulaşabilmiş midir?

Orası da muamma. Çünkü her şeyin çok güzel olacağına inanan, bu uğurda tüm gücünü okuluna, alanına ve mesleğine adayarak okulunu en iyi şekilde bitiren genç karşısındaki engellerden habersizdir.

Okulunu çok güzel bir şekilde bitiren bu gençlere Yabancı Dil Sınavı (YDS) ve Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitim Giriş Sınavı’na (ALES) girmeleri ve bu sınavlardan da tatmin edici bir not almaları istenir.

Bu öğrenciler şoktadır. Zaten belli bir sınav ile geldikleri okullarını bitirmişler ve karşılarına yine sınavlar çıkmıştır. Bu sefer iş ciddi… Meslek için bunun olması şarttır.

ALES Tamam da YDS Ne Olacak?

Bir süre sonra öğrenci bunu kabulleniyor. Hayallerime ulaşmam için bunu yapmam gerek, diyen öğrenciler başlıyorlar çalışmaya. ALES’i bir şekilde hallediyorlar. En azından bildikleri konular ve dili de Türkçe. Ama YDS’de ne olacak.

Bir sınav düşünün ki ilk kelimesinden son kelimesine kadar her yeri İngilizce, Arapça ya da Almanca…

Senelerdir İngilizce’den kaçan, okullarda zar zor geçen öğrencimizin asıl imtihanı burada başlıyor. Ben bunu nasıl halledeceğim? İşte hayallerin baltalandığı yere geldik.

Türkiye’de binlerce Yardımcı Doçent dil yüzünden Doçent olamıyor. Bir sürü badireler atlatan, onlarca kitabı olan, konferanslar veren, hatırı sayılan, sevilen, karşıdan gelirken düğme iliklenen akademisyen YDS’den alamadığı bir 55, 65 ya da 70 yüzünden Doçent ve Profesör olamıyor.

Genç Beyinlere “Sınav” İşkencesi

Oraya kadar gelenler şanslı… Birçokları başlamaya bile cesaret edemiyor. Okulunu bitirip iş hayatına başlamak için heveslenen öğrenciler, tüm bu güzel enerjilerini sınav bataklığında heba ediyorlar. Hayaller kenara atılırken iş artık “nasıl en kolay bir işe girebilirim” kaygısına dönüşüyor. Sınavı bir işkence gören bireyler artık kaçacak delik arıyorlar.

Geriye ise bıkmış bir insanın şu feryadı kalıyor: “Akademisyenlikmiş, diploma notuymuş, hayalmiş… Ben sadece çalışmak istiyorum.”

Yazar: Mehmet Görgün

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2014 - 2018 WebEditoryal

Log in

or

Forgot your details?