editor@webeditoryal.com +90 530 823 2324

Marka-Basın İlişkisinde Zamanla Değişenler ve Doğru İçerik

daha çok görünür olmak

Markaların Basında ‘Var Olma’ Mücadelesi

Genç nüfus oranıyla parlayan bir yıldız, literatürde ‘gelişmekte olan bir ülke’ olarak anılan ve hedefleriyle dikkat çeken ülke Türkiye… Yurt içi ve yurt dışında –her şeye rağmen- söz verilen yatırımlar, işbirlikleri ve yeni anlaşmalar… Ve ister küçük, ister büyük; yerli ya da yabancı tüm markaların, “Biz de buradayız!” çığlığını duyurmak için olmazsa olmaz olarak kabul ettiği iletişim… Türkiye’nin medar-ı iftiharı büyük markaların çoğunlukta olduğu ancak son dönemde ticareti Afrika ve Amerika’ya taşıyan KOBİ’lerin dahi en büyük derdi, var olma savaşında daha çok görünür olmak haline geldi.

Bugün şirketlerin kurumsal iletişim departmanları var gücüyle çalışıyor, sponsorluk anlaşmalarıyla ‘farklılıklarını’ gözler önüne sermek için mücadele ediyor. Başarılarını artırmak ve zor zamanları kolay atlatabilmek için ise halkla ilişkiler ajanslarıyla durmadan yürüyeceklerine söz veriyorlar.

Dışardan görünen büyük resim bu kadar kısa tasvir edilebilir.

Ancak geçmişe dönüp baktığımızda marka-basın-ajans denkleminde işlerin bu kadar sade ve ‘heyecansız’ ilerlediğini söylemek o kadar da mümkün değil.

Marka-Basın İlişkisi İçinde Neler Değişiyor

Tüm bunları değerlendirirken her bir cephede dönem dönem yaşanan Lale Devirlerini de göz ardı etmemek gerek.

21’inci yüzyılın ilk yılları ve bugünü kıyasladığımızda marka-basın ilişkilerinde uçurumlar olduğunu söylemek yanlış olmaz. Ünlü şarkıcıların katıldığı adeta bir kraliyet düğünü havasında gerçekleşen lansmanlardan ve ‘ilişki geliştirmek’ adına basın mensuplarına gönderilen hediyelerden bugün, “Bütçemizi kısmak durumundayız o yüzden lansman yerine bir basın bülteni paylaşalım” kararlarına geçmiş bulunuyoruz.

Basın tarafında ise reklam ve siyasi gelişmelerin etkilediği duruş kaygısı yayınlanan içeriği ister istemez etkiliyor. Halkla ilişkiler ajanslarını en çok etkileyen ise kazanılan paralar ve sektörde yüzlerle sayılan irili ufaklı açılmış ajanslar arasında süregelen rekabet.

Şirketler açısından da değişen çok şey var şüphesiz. Elbette artık Türkiye’nin 16’ncı büyük ekonomi olduğu; 2023 yılı hedeflerinin her an her saniye konuşulduğu günlerde değiliz. Şirketlerin düşük bütçeli iletişim çalışmalarını tercih etmeyi seçmesi –ve belki de zorunda kalması demek daha doğru- bir açıdan yerinde bir tercih de…

Her şey değişirken aynı kalan ise basında görünme kaygısı. Düşük bütçeler, anlatmaya değer daha az içerik ve aynı oranlarda görünme isteği…

Sonuç: Doğru İletişim, Doğru İçerik

Bugünlerde görüyoruz ki efektif bir iletişim faaliyeti için büyük paralara ihtiyacınız yok. Zamanında ve doğru içerik ile başarılı ve kalıcı bir duruş sergileyebilir, ‘var olma’ yarışında kazanan olabilirsiniz. Ancak bunu yapması söylendiği kadar kolay değil. Deneyimle beslenen doğru bir iletişim hedefiyle, agresif bir iletişim arasındaki ilişki, bir anda yanıp sönen bir yıldızla kutup yıldızı arasındaki benzerlikten farksızdır.

Yazar: Gamze Şener

etiketler: marka-basın ilişkisi, doğru içerik, daha çok görünür olmak

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2017 WebEditoryal

Forgot your details?