editor@webeditoryal.com +90 530 823 2324

Üstinsan Olgusuna Güncel Bir Yaklaşım

üst insan

Üstinsanı İstemek ve Onu Aramak

Üstinsanı istiyorsak -ki istiyoruz çünkü Yüce Yaradan’ın insana verdiği önem aşikârdır- buna layık olmak için manevi ve maddi yönde en mükemmel insan modeline kitleler halinde sahip olmak biz insanoğlunun birinci önceliği olmalıdır. Allah katında meleklerden müstesna bir mevkideyiz.

Bugün bütün paralar çeşitli korkularla silaha harcanıyor. Bütün şirketler, uluslararası yardım kuruluşları bile daha fazla ciro ve daha fazla kâr peşinde. En bilinçlimiz bile paranın sürüncemesiyle çeşitli hatalar ve açgözlülükler sergiliyor.

Kaybolan Değerler, Sosyal Medya ve Asosyal Toplum

İnsanların ellerindeki akıllı telefonlar birbirleriyle aralarına akıllı duvarlar örüyor ve sözüm ona ‘sosyal’ medya denen internet cumbalarında asosyalliğin dibine vuruyorlar. Adına sosyal medya denen alemler asosyal kimseler yetiştiriyor.

Bu yazdıklarım lafta kalmasın, bilimsel bir anekdotla bunu destekleyelim:

Amerika Birleşik Devletleri’nin Pittsburgh Üniversitesi’nde yapılan ve 19-32 yaş arası deneklerin kullanıldığı araştırmada, aşırı ‘sosyal medya’ kullanımının uyku bozukluğu ve beraberinde bazı psikolojik sorunlar getirdiğine vurgu yapılıyor.

Maalesef insanın kendisinin ürettiği şeyler insanı tüketiyor…

Beynimiz şüphesiz ki evrende eşi benzeri olmayan bir işleve sahip bir organımız. Ellerimizden düşürmediğimiz teknoloji harikaları akıllı robotlar, harika mimari eserler, devasa kitle imha silahları, uzay teknolojisi ve nükleer enerji gibi bir sürü müstesna teknolojik eserler beynimizin ürünü. İnsanların kendi çabaları sonucunda ortaya çıkan eserler.

Peki kendi beynimizle ürettiğimiz bu ürünler neden insan beynini tesiri altına alıp ona adeta ipotek koyuyor?

Bilim çevrelerinde yapay zekânın insan ırkının sonu anlamına gelip gelemeyeceğine dair tartışmalar giderek büyüyor. Aslında cevap basit:

İnsanlar günümüzde hep maddesel ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Şunu unutmamalıyız ki insan sadece et, kemik, damar ve organlardan oluşan bir yapı değildir. İnsanın bir ruhu ve duygusu vardır bizi insan yapan budur; iç dünyamızı ne kadar aç bırakırsak dış dünyamızı o kadar çok doyururuz.

Ünlü Alman filozof Arthur Schopenhauer “İnsan, kendi içinde ne kadar şey eksikse o kadar dışarıya ihtiyaç duyar” der. Bunun için herhangi bir dine inanmak şart değildir; insan olarak dünyaya gelmemiz bile bunun için yeterlidir. Zira yukarıda belirttiğim gibi, insan, Allah katında yeryüzünün halifesidir ve bu vazifeyi üstlenmek için “insan olmak” yeterlidir. Yazıma büyük şair mutasavvıf Şeyh Galib’in şu dizeleriyle nokta koymak istiyorum:

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen.

Merdüm-i dide-i ekvan olan ademsin sen.

[Kendine güzelce bak ki, âlemin özü sensin.
Sen varlığın gözünün bebeği olan âdemsin.]

Yazar: Hüseyin Bolat

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2014 - 2017 WebEditoryal

Log in

or

Forgot your details?