editor@webeditoryal.com +90 530 823 2324

Yazarımız Melda Zirek ve Kitaplarına Dair

webeditoryal yazarı vicdan manifestosu

Yazar Melda Zirek ve Kitapları Hakkında Bilmek İsteyecekleriniz

Gazeteci, yazar, şair, öykücü Yazar Melda Zirek, Almanya’nın liman kenti Hamburg’da doğdu. Yazar, İstanbul üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Diş Protez mezunudur.  Ayrıca Anadolu Üniversitesi Turizm Otelcilik ve İşletme bölümü öğrencisidir. Uzun süre Türkiye’nin büyük seyahat acentelerinde Almanca ve Türkçe rehberlik, organizasyon ve kültür programcılığı yapmıştır. Üniversite’de birçok dergide öykü ve şiirleri yayınlanmıştır. Şimdiye kadar 5 roman ve çocuk hikaye seti yazan yazar Melda Zirek için yazı yazmak, yaşam felsefesine dönüşmüş esaslı bir hobidir.

Melda Zirek’in romanları hangi noktalara değiniyor?

Toplumsal değerlere önem veren ve karanlıkta gizlenmiş konulara değinmekten çekinmeyen, hayat içinde sorguladığımız değerleri irdeleyip, okura sunan ve okuru da kitapların merkezine yerleştirmeyi başaran yazarın kitapları sevilerek okunuyor.

Melda Zirek’in romanlarının içerikleri nelerdir?

İlk romanı BULANTI’ da uyuşturucu kuryesi Neslihan’ın yaşam mücadelesini kaleme aldı. Büyük kentin üzerindeki baskısını, bunalımlarını, eşinden ayrıldıktan sonra hayatta kalma ve biricik kızını babasından geri alma mücadelesini konu ediyor.

Ardından ikinci romanı PALA yayımlandı. Almanya’ya giden ilk işçilerden Altan’ın hayat hikâyesidir. Yazar kendi babasını romanın ortasına oturtup etrafında ağ örmeye başladı. Kültürel çatışmayı, 1930 ila 1950 yıllar arasındaki Türkiye’nin Sosyo-ekonomik durumu ve halkın ne şekilde etkilendiğini. Ve 80’ler. Almanya –Muğla arası mekik dokuyan, araba düşkünü, maceraperest bir adamın yaşamını konu alan kitap trajikomik betimlemeleri ile okur tarafından en az diğer kitaplar kadar ilgi gördü.

Üçüncü kitabı JÖLE KADINLAR. Öykü, deneme ve şiirle harmanlanmış kitap, her ne kadar kadınları kapsıyormuş gibi gözükse de küçük yaştaki damatlar, başarısız iş adamları, hayatı sorgulayan erkeklere de değindi. Evet, jöle kadınlar kalıbına sığmayan kadınların hikâyeleriyle dolu.

Yazar Melda Zirek’in kitapları Radikal, Cumhuriyet, Sabah, Vatan, Milliyet, Yeni Asır, Önce Vatan, Sözcü gibi Türkiye’nin ulusal gazetelerinde ve pek çok yerel gazetelerde yer aldı. Türk kadın yazarlar kategorisinde Türkiye’nin büyük kadın yazarlar arasında adı listeye girdi ve tescillendi. Ege’nin mandıra filozofu olarak basında geniş bir yer edindi.

Dördüncü roman VİCDAN MANİFESTOSU. Kore gazisi Osman Bektaş’ın gerçek hayat hikâyesin( savaş dönemi birebir gerçek)den yola çıkılarak ortaya çıkan roman, 1950 İstanbul ve Gaziantep’i günümüze kadar sürüklerken okuru da içinde sürüklemeyi başarmış, tarihi roman niteliğindedir. Vicdanı ve aşkı, hayatı sorgulayan kitapta okur kendisini sorguluyor.

Kültür Bakanlığı, Sıtkı Koçman üniversitesi ve Ticaret odasının düzenlediği “Yüz Yılın Yüz Kadını” projesinde yüz kadından biri seçildi. Kültür Bakanlığı bunun üzerine yazarları ölümsüzleştirmek adına ansiklopedi çıkarttı. Muğla Devrim gazetesi, Gazeteciler Cemiyeti Özel Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Beşinci romanı UÇURTMALAR KİRLENMEZ Postiga Yayınları tarafından okurla buluştu. Katı atık toplayıcısı, halk dilinde “kağıtçıların” hayatını temel alan yazar, kağıtçılarla vakit geçirmiş, yaptığı röportajlardan etkilenerek yarattığı hayali karakter Tahir’in metropol şehir İstanbul’daki mücadelesini kimi zaman sert bir dille yansıtmaya çalışmıştır. Aşkın ihanetle mi? güzellikle mi? sonuçlanacağının sınandığı romanda, keşmekeş kentin görünmeyen arka sokaklarında yaşananlar, ask, ihanet, yalnızlık, yasam mücadelesi, öfke ile sorgulanan hayatın getirileri ve götürülerini usta ve akıcı bir dille anlatmayı başarmış yazarın romanı okurla buluşmuştur. Kısa bir süre sonra “Molly” adlı gerçek hayat hikâyesinden esinlenerek, binlerce kadının yüreğine dokunacak romanı çıkacaktır. Ayrıca Eylül ayında Altan’ın sihirli kitabı masal serisi sevgili çocuklar ile buluşacaktır.

Melda Zirek kitaplarında dikkat çekici yanlar nelerdir?

Samimi ve akıcı dili, içten sözleriyle okurun kalbinde taht kurmayı başaran Melda Zirek, oldukça üretken ve yaratıcı bir yazar. Okurla ortak paydada buluşmayı başarmış, okurun yüreğine dokunduğu sihirli sözler ile iç dünyada yaşanan gelgitlere, ihanet, aşk, sevda, hüzün, umut gibi değerlere çanak tutarak, yazıya yansıtmayı başarmış usta bir kaleme sahip.

Son yıllarda kitap çıkartan birçok genç yazar var. Ne var ki içerik olarak birçoğu yetersiz ve kurgusu zayıf. Melda Zirek’in kitaplarını okuduğunuzda sözlerin sağlam ve anlamlı olduğunu fark edecek, anında kitapların içine çekileceksiniz.

Her sözde kendinizi bulacak, içinizde tuttuklarınızın dış dünyadaki yansımasıyla karşılaşınca şaşıracaksınız. Kütüphanenizde mutlaka bulunması gerektiğini düşünüyorum. Altı çizilecek yüzlerce esaslı sözlerin bulunduğu Melda Zirek kitaplarına sahip olmaktan keyif alacaksınız.

Kaliteli yazarlara, sağlam kalemlere sahip çıkmak gerekiyor. Söz uçar yazı kalır felsefesiyle hareket eden yazarın tüm kitaplarında kendinizi bir şekilde bulacağınızı düşünüyoruz.

Kendisini tekrarlamayan, her eserinde kendisini yenileyerek okur karşısına çıkan yazar için en önemli şey saygı. Okura saygı duyarak yazan, bu yüzden de kaliteden ödün vermeyen yazarın kitapları, kitap satan her yerde ve internet satış kanallarında.

Yazar ayrıca Ülkemizin Ulusal Gazetesinde Edebiyat Sanat köşe yazarlığı yapmaktadır. Çocukları da unutmayan, çok yönlü yazar, tüm çocuklara yönelik bir masal kitapları serisi çıkarmaya hazırlanıyor. Bu serinin ilki Eylül ayında piyasaya çıkacak.

Melda Zirek sözlerinden seçmeler:

“Söz çatala, çatal dile, dil yılana, yılan yalana, yalan da koskoca bir dünyaya dönüştü zamanla”

“Gözyaşlarım kaldı cebimde harcayacak yer bulamadığım.”

“Bir oyuncağı paylaşamıyorsa bir çocuk, oyuncağı ikiye bölünüz.”

“Mimoza ve papatyaların aşklarını haykırdıkları mevsimdir ilkbahar. Ve hep seviyor çıkar tüm yapraklar.”

“Yeryüzünde biten her aşk için gökyüzünde bir melek ağlar”

“Bülbülün güle aşkı nedir ki, dikenli yollarına gül sermiş yüreğimin yanında?”

“Aşkın fıtratında var acı çekmek. Sebebi sen değilsin, bahanesin.”

“Bu kadar yakın, bu kadar uzak. Metal soğukluğunda gülücükler. Sıcak nefeslerin ardındaki gizli buzullar. Çözülmeyen, çözülemeyen”

“Bazı acıların dli yoktur. Öpersin geçer. Tıpkı yaralandığında annenin öpmesi gibi”

“Esrik karanlığın içinden yorgun kambur gözlerim aydınlığı sırtlanmış geliyorum”

“Sen bana çevirirsin sırtını, ben anılara. Eyvallah derim, çeker gideriz”

“İnsanlar kumbaraya benzer. Kendi içinde yaşanmışlıklar biriktirir”

“Bugün cümlelerimin arasına sevda sözcükleri gizledim. Birer virgül atarak çoğalttım sevdayı deniz gibi ve köpüklenirdim”

“Ne yapacağını bilemedi..

Bir iki sallandı, sendeledi, yere yattı, çamura battı. Avuçlarına şarap kattı, sırtına kanat taktı, yüreğine sevda attı. Parmaklarına nota, diline şarkı, gözlerine aşk…

“Ayakları saplandı…”

Dostlarının acı sözlerine katlandı, yüreğinin yalnızlığına aldandı, sevgilinin gözlerine daldı; yeşilin tonuna, çocuğun oyununa, uzun yolun sonuna karıştı.

“Hayra yordu…”

Debelendi durdu, tam çıkacakken dibe vurdu. Tüm iyi niyetlerini süzgece vurdu, dibe düşenlerle mutlu oldu. Taktı parmağına sevda yüzüğünü, sıcaklığı yüreğine vurdu.

“Şimdi ellerimde hayırlı belalar. Seninse dilinde lanetli dualar. Söyle Molly, hangimiz daha günahkâr?”

“Korkuyorsun biliyorum. En çok da kendinden. Ha bir de ölümden… En çok da yaşlanarak ölmekten. Bir de yalnız ölmekten. Tüm ölümler yalnız gerçekleşmez mi peki? Enkaz altında zevkle acı arası inleyen; iş üstü, üzerine çullanan koca yığının altındaki fahişeden ne farkın var? Ellerin kirli, kulakların duyduğun onca sözden sonra kir pas içinde, gördüklerin cabası. Peki dil? Nereye dokunacağını bilir. En kirlisi de o değil mi? Yüreği ve zihni kirleten, dil yarası… Ve bunca kirlenmişlikler arasında temiz kalan tek şey uçurtmasıydı. Unutma çocuk! Uçurtmalar kirlenmez.

“Her insanın yüreğinin arka sayfasına yazdığı bir isim vardır”

“Koptuğum yerden bağlayamıyorum kendimi. Dağınıklığım ondan”

“Kalp kırılır, söz içinde kalır”

“İnsan hayal gücünün sınırlarını öğrendiği vakit, hayallerinden vazgeçmeye mahkûmdur”

“En büyük imtihan, sevdiklerinle sınandığındır”

“Geleceğim ellerimde değil, ellerinde dedi kadın ve ekledi. ‘Tut ellerimden.’ ”

“Aynada kendinle karşılaştığını sanırsın. Kendini çok önceden öldürdüğünü, kurumuş kanlı ellerini görünce anlarsın. Aynaya bakarsın, tanımazsın. Aynadaki seni tanımaz. Yazgını bir tek kanlı eller renkli kılar. Bir de ölümle barışan anılar”

“Neden büyürken hayallerini küçük bıraktın?”

“Hayatın içinde kalamamışız. Hayat içimizde ukde kalmış”

“İnsanın aklı ve kalbi incindiği yerde kalır”

“Her çocuk kendi yalnızlığından asılır”

“İnsan yaşadığı şehrin kalıbını alır”

0 Comments

HIZLI İLETİŞİM

Bize bir mesaj gönderin; en kısa sürede cevaplayacağız.

Sending

©2014 - 2017 WebEditoryal

Log in

or

Forgot your details?